Akıl Terini Alın Terine Tercih Etmek (Bilgi Ekonomisi)

Bilgi ekonomisi, 21. yüzyıla damgasını vurmuş olgulardan. Üretimde ve ekonomide bilginin temel alındığı bir yaklaşım. Bu yaklaşıma göre; geleneksel metotlar ile ürettiğimiz her şeyi, bilgiyi kullanarak daha fazla işlemeli ve daha nitelikli hale getirmeliyiz.

Dünya tarihine baktığımızda ekonomik temellerin zamanla değiştiğini görüyoruz. 1800’lü yıllara kadar devam eden tarıma dayalı ekonomi 19. yüzyılda gerçekleşen devrim ile birlikte yerini sanayiye bırakmış, günümüzde ise sanayi ekonomisi, bilgiye dayalı üretim ile bilgi ekonomisine dönüşmüştür. Bu süreçlerin tamamında olması gereken faktör üretimdir.

Bir ham madde, ürüne dönüşürken ne kadar bilgi ile işlenebiliyorsa, o ürünün katma değeride o oranda artmaktadır.

Dünyanın en büyük cirolu şirketleri de bilgiye dayalı üretim yapan kuruluşlar olması bu tezimi doğrulamaktadır. Örneğin Apple tek başına bir ülke olsaydı, dünyanın 21. büyük ekonomisi olurdu (Bakınız:ntvmsnbc). Daha rahat kıyaslama yapabilmek için ülkemizin 16. büyük ekonomi olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Bilgiye dayalı üretimlerin olmaz ise olmazı, “Bir işin nasıl yapıldığını bilmek” anlamına gelen Know-How ‘ dır. Günümüzde Know-How‘a sahip olmak belki de ham madde kaynaklarına sahip olmaktan çok daha kıymetli. Örneğin Güney Kore, ülkesinde demir yatakları olmamasına rağmen dünya çelik üretiminde 6. sırada.

Facebook… Dünyanın en büyük sosyal ağı. Geliştirilmesi için zengin maden yataklarına ihtiyacı yoktu.  Keza ilk zamanlarında çok küçük bir grup tarafından geliştirildi. Şu an global bir marka. Değeri 100 milyar dolar civarında. Bu rakam Türkiye bütçesinin yedi de biri (Bknz: IMF Report).

Bu ve buna benzer örnekleri artırmamız mümkün. Burada üzerinde durulması gereken husus bence şudur: Sanayi devrimi ile birlikte ülkelerin gücü, sahip oldukları ham madde ve üretimleri ile ölçülürken, günümüz dünyasında ekonomik gücü etkileyen faktörler Know-Howİnovasyon ve Teknoloji olmuştur. Bu 3 kavram bilgi ekonomisinin olmaz ise olmazıdır.

Hep şu örnek verilir: Bir ilin veya bir ilçenin patates üreterek ülkeye kazandırdığı katma değerin çok daha fazlasını, bir ofiste inovatif bir fikir üzerinde çalışan küçük bir uzman grup kazandırabilir.

Tabi ki patateste üretmeliyiz, ona da ihtiyacımız var. Ancak bu örneği vermemdeki husus, ürünlerin ekonomik kıymetliliğidir. Teknolojik ve bilgiye dayalı üretimin önemidir.

Örneğin 1 ipad alabilmek için 1.8 ton domates yetiştirmek gerekiyor (Bknz:Milliyet). Yine Türkiye’nin toplam kuru kayısı ihracatı ile 6 orta büyüklükte uçak zor alınabiliyor (Bknz:Hürriyet Ekonomi).

Eğer büyük bir  ekonomi olmak istiyorsak yapmamız gereken ilk şey sanayileşmemizi tamamlayıp, emeğe değil bilgiye dayalı üretime geçmek olmalı. Bu sürecin kilit faktörlerinden biride hiç şüphesiz eğitimdir. Bu doğrultuda eğitim sistemlerimizi yeninden ele almalıyız. Teknoloji bilimleri ile ilgili temel derslerin ilkokuldan çağından itibaren alınması sağlanmalı. Burda vurgulamak istediğim şey, bilgisayar nedir? ekran nedir? şeklinde bir eğitim değil. Burda vurgulamak istediğim asıl şey öğrencilerin küçük yaşlardan itibaren bilgisayar teknolojilerinin temelinde yatan Algoritma mantığını ve analitik düşünme yeteneğini onlara kazandırmaktır.

Son olarak:
Eğer büyük bir ülke olmak istiyorsak; akıl terini, alın terine tercih etmek zorundayız…

Saygılarımla….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir