İnsansızlaşma Çağı ve Geleceğin Meslekleri Üzerine Bir Mütalaa

Dünya değişiyor….

Peki biz bu değişimi doğru okuyabiliyor muyuz?

21. yüzyılın ortalarına yaklaştığımız şu günlerde Dünya Mars’a koloni kurmaya çalışıyor. Bu hayali gerçekleştiremeseler dahi; ki ben başaracaklarına inanıyorum; bu süreçte elde edecekleri bilgi birikimi (know-how) çok kıymetli.

Şu sıralar popüler olan konulardan biride hiç şüphesiz yapay zeka ve robotlar. Şimdiden tarafları da oluşmuş durumda. Bir tarafta yapay zekanın ve robotların işlerimizi elimizden alacağını, dünyayı yöneteceğini iddia eden karamsarlar, karşısında bu tür gelişmelerin hayat kalitemizi artıracağını düşünen iyimserler.

Açık söylemek gerekirse ben temkinli iyimserlerdenim. Bu savımı şu örnekle desteklemek isterim. Bankacılık hizmetlerinin olmaz ise olmazı ATM’ler ilk kullanılmaya başlandığı yıllarda banka personeline ihtiyaç kalmayacağı yönünde özellikle banka çalışanlarında ciddi kaygılar oluşturmuş. Ancak bu işin böyle olmadığını hep birlikte gördük. Dijitalleşen bankacılık faaliyetleri alan ve çeşitlilik kazanmış, buda beraberinde bankacılık sektörü içerisinde yeni uzmanlık alanları ve istihdam oluşturmuştur.

Hiç şüphesiz tekrara dayalı çok muhakeme gerektirmeyen meslekler robotların devreye girmesiyle birlikte nihayet bulacak. Ancak bu durum yeni meslek kollarını da beraberinde getirecek.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yeni mesleklerin tamamında insan zekasına dayalı yetkinlikler, kas gücünden çok daha önem arz edecek.

Tarımsal faaliyetleri ele alalım…

Tohum ekmek için bir çiftçinin tarlasına gitmesine gerek kalmayacak. Otonom bir traktör ve tohum makinesi bu işi tek başına yapabilecek. Ancak bu süreçte otonom traktörün tarlaya olan adaptasyonunu yöneten insanlara, dolayısıyla mesleklere ihtiyaç duyulacak.

Pazarlama faaliyetlerini ele alalım..

Telefon üzerinden yada kapı kapı dolaşılarak yapılan geleneksel pazarlama teknikleri yerini büyük veri yığınlarından madencilik yaparak strateji geliştirmeye bırakacak. Dolayısıyla pazarlama uzmanı mesleği yerini veri madeni uzmanına bırakacak.

Lojistik ve kargo faaliyetlerini ele alalım…

Yakın zaman içerisinde kargolarımızı kargocular yerine dronelar getirecek. Bu süreçte drone operatörleri ve drone bakım destek uzmanlarına ihtiyaç ortaya çıkacak.

Yazılım geliştirme süreçlerini ele alalım…

Yapay zeka ve öğrenen algoritmalar sayesinde kendi kendini kodlayan yazılım sistemleri ortaya çıkacak. Dolayısıyla yazılım geliştirme uzmanlığı yerini yapay zeka geliştirme uzmanlığına bırakacak.

Bu örnekleri artırmamız mümkün…

Yeni mesleklerin tamamında insan zekasına dayalı yetkinlikler, kas gücünden daha önem arz ediyor. Hangi meslek ile uğraşırsanız uğraşın, yarın o kısım tamamen yapay zekaya devredildiğinde neyin insan zekasına ihtiyaç duyacağını düşünmek ve bu doğrultuda kendinizi geliştirmek en akıllıca hareket olacaktır.

Açıkçası ben yapay zeka ve robotların işlerimizi elimizden alacağına dair bir korku taşımıyorum. Benim yakın geleceğe dair en büyük korkum, elimizde bu kadar imkan, fırsat ve kaynak varken ki kayıtsızlığımızdır.

​Saygılarımla…

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak…

Resimler gımıldadı, söndürün şunları. Vallahi gımıldadı!

Bu yazımda size, lise yıllarımda matematik hocam Tülin Haşlaman’ın tavsiyesi üzerine izlediğim “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filminden bahsetmek istiyorum. Kendisinin bende emeği çoktur. Bu yazı vesilesiyle de buradan saygı ve şükranlarımı sunmak isterim.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, yönetmen Ahmet Uluçay’ın ilk uzun metraj sinema filmi. 1960’lı yıllarda Kütahya’nın bir köyünde geçen filmde, evlerinin ahırında sinema makinesi yapmaya çalışırken yönetmenlik hayalleri kuran iki gencin hayatı konu ediliyor. Bu film aslında Ahmet Uluçay’ın hayatından izler taşıyor. Küçücük bir köyde yaşayan bu koca yürekli adam gün geldi dünya çapında tanınan bir yönetmen oldu. Hem yurt içinde hem yurt dışında onlarca ödül aldı. O hiç bir şeyi bahane etmedi, söylenecek bir sözü anlatacak bir hikayesi vardı.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminden bir kare

Ahmet Uluçay’ın yokluklar içinde çok ilginç bir hayat hikayesi var.

‘Kamyon şoförlüğü yaptım, tavukçuluk yaptım, Allah yardım etti her ikisinde de iflas ettim. İflas etmeseydim sinemacı olamayacaktım.’ diyor bir röportajında ve ekliyor: Derdi olmayan sinema yapamaz…

Sinema ile uğraştığı için köyünde eleştirilen, deli denilen hatta bu yüzden babası ile dargın ayrılan Uluçay hiçbir zaman pes etmedi. Kasabadan topladığı kopuk filmleri kendi imkanlarıyla yaptığı sinema gösterim makinesi ile köylerini sinema ile tanıştırdı.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmiyle 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde en iyi film ödülünü alan ULUÇAY ödülü alırken şunları söyler: 

Bu filmi eşim Ayşe’ye adadım ve ödülü onun adına alıyorum. Sinema yapmak için onu buradaki birçok insanın tanımadığı bir yoksulluğun içine ittim. Büyük yönetmen odur…

Ahmet Uluçay

Bozkırda Deniz Kabuğu filminin çekimleri sırasında (2009) bu dünyadan ayrılan Ahmet Uluçay arkasında 40’a yakın ödül bıraktı. Yokluklar içinde karpuz kabuğundan gemiler yapılabileceğini herkese gösterdi. Vefatının sene-i devriyesinde usta yönetmeni saygı ve rahmet ile anıyorum.
Ruhu şad olsun…

 

 

Temel Bilimlerin Önemi Üzerine Bir Mütalaa

Lisans eğitimim sırasında 2 dönem Matematik ve Fizik dersi aldım. O zamanlar sayıların sonsuzluğunda gezinmek, yada ekvator düzlemine çubuk dikip aralarındaki mesafeyi hesaplamak ne yalan söyleyim ciddi anlamda zul geliyordu. Bilgisayar bilimleri alanında eğitim veren bir bölümde neden bu ölçüde Matematik ve Fizik eğitimi verildiğini anlayamıyordum. Ki bir çok arkadaşım da benim gibi düşünüyordu. 

Aradan çok zaman geçti ve benim bu görüşüm tamamiyle değişti… 

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki dünya üzerinde çalışan büyük ve kompleks sistemler çok temel fizik ve matematik kurallarına bağlıdır. Yer çekimi gibi, suyun 100 derecede kaynaması yada iki sayı arasındaki sonsuzluk gibi… 

İnternetin güvenliğini sağlayan yapılardan biri olan SSL bile çok temel bir matematik prensibi üzerinde çalışıyor. Çevrim içi bankacılık hizmetleri, internet üzerinden alış veriş yapmak gibi güvenliğin önemli olduğu süreçlerde bilgilerimizin güvenliğini sağlayan SSL, gücünü pi sayısının (3,1415926…) virgülden sonraki sonsuzluğundan alıyor. 

Facebook’un kurucusu Marck Zuckerburg eşleşme algoritması üzerinde çalışmasaydı şu an ne kendisinden nede Facebook’dan bahsedemezdik.  

El-Harezmi bundan 1400 yıl önce cebir ve algoritmayı bilime kazandırmasaydı, bugün yazılımdan bahsedemiyor olabilirdik. 

Şu sıralar popüler olan yapay zeka çalışmalarında bile veri ve istatistik bilimi, kodlama bilmekten çok daha önem arz ediyor. Kod yazabilmek, yada diğer adıyla yazılım geliştirebilmek sadece bir enstrümandır. Nota bilmiyorsanız o enstrümanı kullanamazsınız, kullansanız da icranız bir şeye benzemeyecektir. 

Bu örnekler artırılabilir muhakkak. Vurgulamak istediğim şey şudur. Teknolojik gelişmelerin özünde temel bilimler vardır. Buradan hareketle katma değeri yüksek ürünler geliştirebilmek, bilim ve teknoloji alanında dünya ile yarışabilmek için temel bilimler önceliğimiz olmalıdır.

Saygılarımla…